Haber Merkezi / Hayvancılık işletmelerinin A, B, C, D ve E olarak beş sınıfta değerlendirileceği yeni düzenleme, işletmeler arasındaki altyapı ve biyogüvenlik farklarını kayıt altına almayı amaçlıyor. Ancak sınıflandırmanın üreticiye nasıl yansıyacağı, belirlenen eksikliklerin hangi kaynaklarla giderileceğine bağlı olacak.
HAYGEM eski Daire Başkanı Dr. Ender Burçak, “Hayvancılık işletmelerinde sınıflandırma: Yirmi yıl sonra ne değişecek?” başlıklı değerlendirmesinde, yeni sistemin sunduğu fırsatları ve uygulamada karşılaşılabilecek sorunları ele aldı.
İşte Burçak'ın değerlendirmesinde öne çıkan başlıklar...
Hayvancılık işletmelerinin sınıflandırılması gerekliydi. Ancak 14 Ekim 2026’da yayımlanan yönetmeliği okurken aklıma ilk gelen, işletmelere hangi harflerin verileceğinden çok, yirmi yıl önceki düzenlemeden hangi derslerin çıkarıldığı oldu.
9 Ağustos 2006’da yayımlanan Hayvancılık İşletmelerinin Kuruluş, Çalışma, Denetleme Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelik; yer seçimi, kuruluş ve çalışma izinleri, teknik ve hijyenik şartlar ile denetimi düzenliyordu. Bugünkü gibi A, B, C, D ve E sınıfları yoktu. İşletmelerin belirli koşullarda kurulması ve faaliyet göstermesi amaçlanıyordu.
Eski düzenleme ticari işletmelerle aile ihtiyacı için hayvan bulunduran yerleri ayırıyor; en fazla dört büyükbaş veya on koyun-keçi gibi sınırlarla “zatî ihtiyaç” işletmesini tanımlıyordu. İzinler için komisyonlar, yer seçim raporları, mülkiyet belgeleri ve sağlık koruma mesafeleri öngörülüyordu. İşletmenin faaliyetine izin verilmesi üzerinden bir düzen kurulmaya çalışılıyordu.
Uygulamanın takvimi dikkat çekicidir. Ağustos 2009’da geçiş hükümlerindeki beş yıllık süre yedi yıla, üç yıllık süre beş yıla çıkarıldı. Aralık 2010’da ise yönetmelik yürürlükten kaldırıldı. Sürelerin uzatılması tek başına başarısızlığın nedenini açıklamaz. Ancak düzenleme ile mevcut işletmelerin şartları arasındaki uyumun sorgulanması gerektiğini gösterir.
Kaynak: Tarım Haberleri